06 Temmuz 2009 Pazartesi

Before Sunset


Richard Linklater - Julie Delpy - Ethan Hawke üçlüsü birkaç yılda bir toplaşıp, dallandırıp budaklandırsınlar bu olayı. Gün Doğmadan, Gün Batmadan, Öğle Arasında, Beş Çayı, İkindi Vakti falan diye kullanabilecekleri tüm zaman dilimlerini kullanıp Jesse-Celine hikayeleri anlatsınlar bizlere.

Before Sunrise kadar olmasa da çok ama çok sevdim bu filmi. Ethan abiyi de tekrar gözden geçirdim. Zamanında Gattaca'dan bahsederken kendisini sevmediğime dair olumsuz bir iki lafım olmuştu. Filmografisini tekrar gözden geçirince böyle bir pişmanlık duydum, içim rahat etmedi. Seviyorum Ethan abiyi. Üretken adam. Romanları var, yönetmenliği var. Oynadığı filmlerde de hep sevdiğim karakterleri canlandırmış durmuş. Neden sevmediğimi söylediğimi ben de anladım. Adamımsın Ethan.

Nick and Norah's Infinite Playlist


Norah: "Tikkun olam" derler. "Dünya parçalara bölündü" diyor. "Onları bulup bir araya getirmek herkesin görevi."
Nick: Belki de parçalar biziz, ha? Belki parçaları bulmamız beklenmiyor. Belki parçalar biziz.
Norah: Nick.
Nick: Evet?
Norah: Yanına geliyorum.

Sonra sevişirler.

Cillop müziklerle döşenmiş, bir gecede olup biten, Before Sunrise'ın uzaktan akrabası diyebileceğimiz hoş bir film.

04 Temmuz 2009 Cumartesi

Star Wars Episode 3: Revenge of the Sith


Hem teknik hem de dramatik açıdan ilk üçün en iyisi. İlk ikiyi ne kadar sevmediysem, bunu o kadar sevdim.

Padme ile olan ilişkisini konseye, hatta galaksinin en kral insanı olan ustası Obi-Wan'a bile çaktırmadan devam ettiren Anakin'in kendisini yavaş yavaş karanlık tarafa kaptırmasını seyrediyoruz. Bunda iki şeyin çok büyük etkisi oluyor;
1. Anakin'in Padme'nin ölmesine dair gördüğü kabuslar.
2. Galaksinin en orospu çocuğu kişisi olan Palpetine'in Anakin'e ölümsüzlük üzerine anlattığı şeyler.

Annesini gördüğü kabuslar sonucu kaybeden Anakin, çok sevdiği Padme'yi de bu şekilde kaybetmek istemez. Konseyin ona verdiği görevi uygulayıp, açığını yakaladığı zaman Palpetine'i enselemek yerine, onun vaatlerine inanır ve yavaşça gücün karanlık tarafına transfer olur.

Ayrıca Palpetine'i enseleyeceği zaman Usta Windu'nun kolunu kesip ölümüne sebep olur. Yetmezmiş gibi bir de Jedi Tapınağı'na gidip çoluk çocuğu ışık kılıcından geçirir. Usta Obi-Wan'dan öğrendiği her şeyi elinin tersiyle bir kenara itip ne kadar adilik varsa yapar Anakin.

Açılış sahnesi ve Anakin ile Obi-Wan'ın kapıştığı sahne çok iyiydi. Götü iyice kalkan Anakin'in sonu iyi bitmiyordu. Obi-Wan iki bilek hareketiyle Anakin'in iki bacağı ve sol kolunu kesiyordu. Zaten sağ kolunu da önceki bölümde Kont Dooku kesmişti.

Sözlerim sana Anakin: Jedi'ların yüz karasısın oğlum! Jedi'lıktan da çıktın zaten. Gücü iyilik için kullanmadın! Gücü geçtim, kafayı bile kullanamadın. Fırsatın varken gebertecektin orospu çocuğu Palpatine'i! Hem kıçını hem de burnunu kaldıran oydu zaten. Ne lan Obi-Wan'a posta koymalar, kışkırtmalar, artizlik yapmalar, terbiyesizlikler falan. Seni ukala, kibirli, adi herif! Kılıcını öyle elinden alırlar işte! Güzelim Padme de neyine kandı, benden bile çirkinsin be!

Son üçte neler olacağını çok merak ediyorum şimdi. Bakalım Anakin'in oğlu Luke galaksiye ne gibi faydalarda bulunacak. Obi-Wan babalıklarına devam edecek mi? Gücü geri teptiği için pörsüyen Palpetine ölecek mi? Umarım sonu çok kötü biter!

30 Haziran 2009 Salı

Star Wars Episode 2: Attack of the Clones


Padme'ye düzenlenen saldırı konsey üyelerini geriyor. Bu sırada gittikleri sınır koruması görevlerinden on yıl sonra Obi-Wan ile öğrencisi Anakin dönüyorlar. Padme'yi koruma görevleri de onlara veriliyor. On yıl geçmiş, küçük Anakin delikanlı olmuş tabii. Ayrıca görevi sırasında geçen on yıllık zaman diliminde de Padme, aklından hiç çıkmamıştır. İlk karşılaşmaları biraz soğuk geçtiği için Anakin'in canı sıkılır. Galaksinin en kral adamı olan ustası Obi-Wan'a posta koyan tavırlar takınır. Ustası ağzının payını verir tabii.

Bir gece Padme'ye gerçekleştirilen saldırı sonucu suikasti düzenleyen kişinin peşlerine düşerler.

Obi-Wan suikasti düzenleyen kişileri bulmaya çalışırken, Padme daha güvende olacağı gerekçesiyle Anakin'in korumasında gezegeni Naboo'ya gönderilir.

Bu filmi de pek sevemedim. Bir iki sahne haricinde herhangi bir vurucu yanı yoktu. Galiba seriye başlamadan önce bir yerlerden Star Wars hakkında el kitabı falan edinmeliydim.

Usta Yoda'yı dövüşürken görmek ilginçti.
Anakin'in, annesini aramaya gitmeden önce Padme ile konuşurken duvara düşen gölgesinin Darth Vader'a benzemesi hoş bir ayrıntıydı. Zaten Anakin'in yolunun yol olmadığını anlıyoruz bu filmde.

Filmi izleyeli yirmi dört saat olmadı ama aklımda adamakıllı bir şey kalmadı. Özellikle kesintisiz izledim bir de.

Natalie Portman bile güzel değil be bu filmde!

29 Haziran 2009 Pazartesi

Star Wars Episode 1: The Phantom Menace


Efsaneye çekildiği sıraya göre değil de sonradan numaralandırılış sırasına göre başlamak lazım. 4 - 5 - 6'yı çocukken falan izlediğimi iyi biliyorum ama filmlere dair aklımda kalan tek şey R2-D2 ve C-3PO ikilisi.

Amerikada falan nüfus sayımlarında halkın yüzde bilmemkaçı ırklarını mı ne Jedi olarak yazdırıyorlarmış. İnsanları bu derece etkilemiş bir seriyi izlemek lazım. Hayatında izlediği yabancı film sayısı on beşi geçmeyen Çağrı'nın elinde tüm seriyi görünce hemen cukkaladım.

Başlangıç kötüydü. Diğer filmler bundan çok daha iyidir herhalde. Filmin en sevdiğim yanı Anakin'in ileride büyük aşk yaşayacağı Padme'ye, görür görmez "Sen melek misin?" demesiydi.

Ayrıca benim kahramanım Obi-Wan'dır arkadaş. Qui Gon Jinn'i öldüren Darth Maul'u nasıl ikiye böldü ama. Gerçi bu filmde Obi-Wan'ın pek bir olayı yok ama sonradan değeri daha da artıyor.

Jar Jar Bings inanılmaz uyuz bir karakterdi.

Senatör Palpatine tam bir orospu çocuğu zaten. Onu Sith'in İntikamı'ndan biliyorum.

Sevemedim Phantom Menace'i. Genel seri içindeki önemi olsa olsa Anakin'in keşfedilmesi ve Usta Yoda'nın Anakin'in Jedi olarak eğitilmesine yönelik şüpheleridir, o kadar.

  © Blogger template 'Salji Fuji' by Ourblogtemplates.com 2009 Giriş

En Üste Çık