
Dito Montiel'in kendi yazdığı kitaptan yine kendisinin senaryolaştırıp yönettiği, Sundance Film Festivali'nden en iyi yönetmen ödülüyle dönmüş sert bir şey, duygusal başka bir şey, dramatik bambaşka bir şey!
New York, Queens'te 1986 yılının cehennem gibi sıcak bir yazında başlıyor film ve günümüzde geçen paralel sahnelerle ilerleyerek bir erkeğin hayatını değiştiren olayları, hayatına giren azizleri, vicdani muhasebesini anlatıyor

16 yaşında bir genç olan Dito hayatındaki ve çevresindeki herkesi, her şeyi terk etmek istemektedir. Yaşadığı mahalle bizim İstanbul'un Tarlabaşı'sı ya da Bağcılar'ı gibi bir yer herhalde. Serseriler ortalıkta cirit atmakta, ortalık yerlerde insanlar öldürülmektedir. Dito'nun sevgisini göstermekten aciz babası ile arası iyi değildir. Okul dışındaki boş vakitlerini kendisine karşılıksız -gerçekten karşılıksız- bir sevgi besleyen, onu dış tehlikelere karşı koruyan Antonio ve fırlama arkadaş grubuyla geçirmektedir. Günün birinde arkadaşının annesinin dükkanını boyayan bir çocuğa dalaşır ve başı kendilerine "Biçerdöverler" diyen bir grup ile belaya girer. Biçerdöverler işi o kadar ilerletirler ki evinin dış cephesine odasını işaret eden bir ok çıkarırlar ve "Burada Öleceksin" diye bir yazı yazarlar. Dito bunların

dışında okula yeni gelen İrlandalı Mike ile iyi bir arkadaşlık kurar ve onunla birlikte California'ya giderek müzik grubu kurma hayallerindedir. Bu konuyu babasına açar. Babası ise eğer evden giderse onu evlatlıktan reddedeceğini söyler.
30'lu yaşlarındaki Dito'ya birgün arkadaşı Nerf'ten babasının hasta olduğuna dair telefon gelir. Aradan 15 yıl geçmiştir. Dito için geride bıraktığı azizler ile yüzleşme, vicdanıyla ödeşme vaktidir.
Geçen gün ayıptır söylemesi maaşımı cukka yapmanın verdiği rahatlıkla elektronik eşya mağazasının film rafları arasında gezinirken bu filmi karşımda görünce elimi yumruk yapıp iki kere çeneme vurdum! Neredeyse 1 yıldır bu anı bekliyordum! Hiç bekletmeden aldım. Çok da mutlu oldum!
Shia LaBeouf , Robert Downey Jr. , Channing Tatum , Chazz Palminteri , Dianne Wiest , Rosario Dowsan gibi oyuncuların harikalar yarattığı, hayatımdaki yeri apayrı olan bambaşka bir film bu. Özellikle Shia LaBeouf öyle bir oynamış ki bu rolden sonra şansı bahtı açıldı zaten çocuğun. Transformers'dı , Indiana Jones'tu götürdü valla malı. Geleceğin Tom Hanks'i gözüyle bakılıyor buna... Robert Downey'nin beden dilini biraz abartılı bulmuştum ama dvd'nin yapım aşamasını izleyince Dito Montiel'in normalde öyle olduğunu anladım. Channing Tatum, Dito'nun bir sonraki filminde başrolü kapmış bile. Dianne Wiest'i hatırladığım kadarıyla ilk defa izledim ama 2 adet Oscar'cığı bulunduğunu biliyorum. Chazz Palminteri'yi hem oyuncu hem de yönetmen olarak izleme fırsatım oldu daha önce. Yolda görsem önümü ilikler, saygıyla eğilirim. Rosario Dowsan'ı da... evlenmeden olmaz o iş... Şaka bir yana beğenerek izlerim kendisini.
Dvd'nin yapım aşaması bölümünde Dito Montiel ile yapılan söyleşide aslında hemen hiç bir oyuncuyu ilk başta gözünün tutmadığını anlıyoruz. Mesela Shia ile görüşmüş, yemek yemiş ama işlerinin burada bittiğini söylemiş. Ama sonradan kendisine Shia ile yapılan bir kayıt gönderilmiş ve rol için uygun olduğu konusunda karar kılınmış. Robert Downey'e bir lafı olmamış. Zira kitabı okuyup yapımcılara götüren kişi Robert'mış. Yapımcılar kitabı filme çekmek istediklerini belirtmi
şler fakat kitap sadece 50 sayfaymış. Sonradan çeşitli taslaklar yazılmış. Yazılan birçok taslak gerçeklerden hayli saptığı için Dito'nun gönlü razı olmamış. Dito nasıl senaryo yazılacağını Robert Downey'den öğrenince iş başa düştü diyerek kolları sıvamış. Ayrıca Sundance Enstitüsü'nden senaryo gelişimi konusunda yardım alınmış.
Dvd'nin ekstralarında 24 dakika uzunluğundaki çıkartılmış sahnelere, alternatif başlangıç ve final sahnelerine, yapım aşamasına ulaşabiliyoruz. Eklerde Türkçe altyazı mevcut. Film ile ilgili faydalı bilgilere ulaşabiliyoruz ekler sayesinde... Gerçek Dito, babası ile ilgili olan sahnelerin çoğunda gözyaşlarına boğulmuş. Eğer jenerik yazılarını sonuna kadar izleme/seyretme gibi bir huyunuz varsa Dito'nun gerçek babasının tekerlekli sandalyedeki birkaç saniyelik görüntüsünü görebilirsiniz. Dito'ya karşılıksız sevgi besleyen Antonio'nun kaderini ise filmi izleyin de görün...Ayrıca film Antonio'ya ithaf edilmiş. İkisinin yıllar sonraki görüşmesi sırasında gözlerinizdeki ve genizlerinizdeki yanmalara engel olamıyorsunuz.
Üçüncü resimde görünen kişi gerçek Dito Montiel'dir.
Sonlara doğru bir sahnesi var bu filmin. Ne zaman izlesem kendime engel olamam; ağlarım. Hem de çok feci ağlarım.
Dito hırsla içeri girer.
Dito: Hastaneye gidiyoruz. Annem nerede? Anne! Nerede o?
Babası: Neden gitmiyorsun? Git bu evden.
Dito: Beni hiç sevdin mi?
Babası: Sana git dedim.
Dito: Baba, beni sevdin mi sevmedin mi? Bunu öğrenmek istiyorum. Hadi, yalan da olsa sevdiğini söyle. Söyle de kendimi bir paçavra gibi hissedeyim. Beni sevdin mi sevmedin mi?.. Cevap versene!
Babası: Bir baba daima...
Dito: Bir baba değil! Sen! (Dito arkasını dönerek ağlamaya başlar. O sırada annesi içeri girer)
Babası: Elbette sevdim. Seni son gördüğümde söylemiştim bunu. Seni seviyorum Dito. Tamam mı? Sen benim oğlumsun. Seninle gurur duyuyorum. Ama Antonio...Ona bunu söyleyecek kimse yok...