Ortaya Karışık
...Ryan Gosling'in Half Nelson'daki oyunculuğuna hasta olup, ayılıp bayılıp, filmi en az on kere daha izlemek, istikrarına şaşırmak, aktör olmak istemek, ufaktan ufaktan kısa filmler çekmeye başlamak, sinemayı ne kadar sevdiğini fark etmek, sinemanın yüce bir şey olduğunu anlamak, günde 4-5 saat uykuyla ayakta kalmak ama mutsuz olmamak, belki de bunun için mutlu olmak, sakal bırakmak, yıllardır saçlarını taramamak, 1.70'e 3'lük odada oturup yazı yazmak, kitap okumak, sabaha kadar oturup sabah ezanıyla birlikte yatmak, haftasonları uykuya doymak, fotoğraf çekmek, açılacak ufak çaplı serginin heyecanı, ölü gibi gezmenin getirdiği boşvermişlik hissi, belimden aşşaa Kasımpaşa ayakları, aslında her şeyin farkında olmak, Paris Je T'aime'deki kısa filmlerden ders almaya çalışmak, Half Nelson'ı bir kez daha izlemek, Ryan Gosling'e hayran kalmak, Vega dinlemek, rock müzik grubu kurmak ve cırtlak sesinle böğüre böğüre şarkı söylemek istemek, olumlu düşünmek, hatta olumsuz bir şey yazamamak, alttan kalan derslerin bir tanesinden 85 almak, diğerinden kalacağım diye korkmak, defterle gitar, kalemle davul çalmak, 5 saatlik uykuya rağmen sabahları kalmakta zorlanmamak, iş çıkışı yüzüne vuran rüzgar yüzünden felaket derecede mutlu olmak, öğrencilik hayatını hatırlamak, yeniden öğrenci olmak ama sınav stresi yaşamamak istemek, pamuk şekere benzeyen bulut çekme takıntısı, sevdiği filmleri tekrar tekrar izleme takıntısı, toplu taşıma araçlarındaki birbirine karışan parfüm kokuları, minibüste küçük bir kızın gelip de yanına oturması, virajlarda senden destek alması, kolunu bacağına dayaması, sonra da dönüp gülümsemesi, giderken öpücük atması, işine yarayacak şeylerin karşına çıkması yüzünden kendini şanslı hissetmek, kendini gösterebilme fırsatı yakalamak, başkalarının düşüncelerini öğrenmek, uzun zamandır yüz yüze görüşemediğin dostunun karşına çıkması, elini sıkmak, sohbet ederken sabaha kadar uyumamak, vedalaşırken mutlu ayrılmak, kızlarla şişe çevirmece oynamak ama terbiyesizliğin dozunu arttırmamak, zaten bir süre sonra utanarak vazgeçmek, duvara Paranoid Park'ın afişini asmak, eskilerin aklına gelmesi ve hem üzülüp hem sevinmek, Half Nelson'ı takrar izlemek, Ryan Gosling'e hayran kalırken aktör olmak istemek, yönetmen olmayı zaten yıllardır istemek, ufaktan ufaktan kısa filmler çekmeye başlamak, bir şeye benzetemese de tecrübe oluyor ayaklarına yatmak, uykusuzluktan kelimeleri toparlayamamak, İstanbul'da bir tane bile kalmayan Gattaca'yı Mersin'den sipariş etmek ama "tamamen duygusal" sebepler yüzünden almaya gidememek, uzun zamandır araştırmak istediğin konuda her türlü yardımı alabileceğin birisiyle tanıştırılmak üzere olmak, çayı açık içmek, kahveyi sütlü içmek, iki yudum tatlının mide bulandırması, sıcak browni -ya da ıslak kek- ile çay içmek, gırtlağından aşağıya doğru şelale akması, masal yazmaya çalışmak, hoşgörülü olmaya çalışmak, sinirine dokunsa da alttan almayı bilmek, kalp kırmaktan çekinmek, kendini bilmek, sevmek, özlemek, saygı duymak, broşür dağıtmak, boşta kalan elin utancını yaşamak, bir süre sonra umursamamak, alışmak, daha rahat olmak, bir yerde broşür dağıtan birisini görünce gidip broşür istemek, hata yapınca özür dilemek, halı saha maçlarına gitmek, ter atmak, gençliğin verdiği çeviklikle şekil yapmak, gazete almak için yarım saatlik yol yürümek, beş aydır kontör yüklememek, "ulaşılmaz" olmak, Half Nelson'ı takrar izlemek, Yumurta'yı izleyip o kadar ödülü ne için verdiklerini anlamamak...



