...Ben...
Uykusuzluktan geberebilirim. Saat şu an 04:26. Benim 06:20'de kalkmam ve hazırlandıktan sonra dışarı çıkıp 06:53'te gelen servise binmem gerek.
Vücuduma ateşler basıyor. Dün sabah fabrika girişinde neredeyse bir yıldır aynı şeyleri yaptığımı farkettim. Ha, bu arada ben, kendimden bahsetmekten vazgeçemeyeceğim galiba. Bazen bunu sorun haline getiriyorum. Halbuki burası benim tapulu malım gibi bir şey. İstediğimi yazarım.
Ne diyorduk?.. Fabrika girişi... Başımı alıp gidesim geldi. Böyle bir şeyi bir gün kesin yapacağım. Yokluğumu bir süre hissetmezler bile. "Bir insan ne kadar silik olabilir" sorusunun cevabı olabilirim. Ciddiyim, fark edilmem bile. İnce uçlu kalemle fazla bastırılmadan yazılan, sonra da beğenilmediği için silinen bir cümleyim ben.
Anlatıcı, "Kafama bir silah daya ve duvarları beynimle boya" diyor ya nasıl da iştahlanıyorum. Acaba ilaçları kullanmamakla hata mı ettim? Temmuz kötü başladı, kötü gidiyor. Haftasonu kendimi filmlere verdim. The Dark Knight'ı tavsiye ederim. Fay Grim'i sırf Parker Posey gibi bir güzeli görmek için izleyin. Fur, Nicole Kidman'ın en güzel göründüğü filmlerden birisi.
Sabah ezanı okunmaya başladı bile.
Gözlerim gittikça çukurlara gömülüyor. Benden bir tane daha olsa ya...
Alakasız işlere büyük, kemerli burnumu sokmamı sağlayan gereksiz merak duygumdan da sıyrıldım. Zor olmadı. Bazen seviyorum kendimi. Sadece bazen.


