26 Mayıs 2009 Salı

İnat

Sebebi okulum olan bir haciz daha kapıdan döndü.

Annem, Hagi-Okan-Emre üçlüsünü aratmadı. Annelerin ne kadar kutsal olduklarını bir kez daha anlamış oldum.

En makara muhabbetlerin kadını olan yengemin, işler ciddiye bindiğinde aldığı tavrı görünce, ona karşı olan saygınlığım birkaç level birden atladı.

Ayşe Abla'nın annemin en iyi dostu olduğunu gördüm.

Büyük halam maddi-manevi karşılıksız verdikleriyle bir numaradaki yerini korudu. Bence beni hiç olmayan çocuğu olarak görüyor. Hani, Ramon Sampedro'nun yeğeni için hissettikleri gibi.

Babam figürasyondaki yerini istikrarlı bir biçimde korumaya devam etti.

Yıllar önce dolabın yarısını kaplayan kocaman pastadan bir dilim bile ikram etmediği için no-frost soğuduğum küçük teyzeme karşı hissettiklerim daha da derinlere gömüldü. Yan yatıp çamura batacağına, direkt "Vermiyoruz kardeşim!" dese hiç olmazsa dürüstlüğüne saygı duyardık.

Büyük teyzemler de kefenlerine işçi pantolonlarındaki gibi kafam kadar ceplerden diktireceklermiş, bunu öğrendik.

Ödemeler yapıldıktan sonra girebildiğim öğrenci hesabımdaki notlardan sadece üç tanesinin 80'den aşağı olduğunu görmek yüzüme gülücük yerleştirdi. Bir inat tutturdum, gidiyorum. En azından boş bir şeyle uğraşmadığımı bilmek rahatlatıyor içimi. Bazen benden bir bok olmayacakmış hissiyatına kapılsam da bazı hocalarım bunun tersini iddia ediyor. Okulun psikologu da bunun, bardağın sürekli boş tarafını görmemle alakalı olduğunu söylüyor. Kendi kendime işkence etmekten vazgeçmeliymişim. Habercilik hocası örnek öğrenci olarak beni gösterdiyse bir bildiği varmış. Birkaç ödev teslim etmemiş olmam bu durumu değiştirmezmiş. İngilizce hocası da sınıftaki tek 100'ü bana verdiyse, bunun illa dersle alakalı bir şey olması gerekmezmiş. Konuşurken ve dinlerken zorlanıyor olmam, okuyup yazıyorkenki halimle doğru orantılı olamazmış. İngilizce dersi AA gelen üç kişiden birisiysem bunu hak edecek bir şey kesinlikle yapmış olmalıymışım.

Kendi kendime işkence etme meselesine takıldım. Bundan zevk almıyorum ama tam olarak engelleyemiyorum da. Bazı şeyleri haddinden fazla büyütüyorum kafamda. Dün basamaklarda oturmuş cd teslim edeceğim abiyi beklerken birden bire yanımda biten hatun kişisi, "Pardon, birkaç soru sorabilir miyim?" dedi. "Tabii" dedim. Teşekkür ederek çömdü yanıma. Şöyle bir süzdüm; güzel kızdı. Çok temiz bir yüzü vardı. Sorular geldikçe çenem düştü. İlgimi çektikleri için de zaman zaman gereksiz yere ayrıntılı açıklamalar yaptım. Bazıları hoşuna gitmiş olacak ki gülmeye falan başladı. İletişimde verdiğim en büyük falsolardan birisi olan göz kontağı kurmak hadisesini burada da tam olarak gerçekleştiremedim. Onun dışında bir ara harbiden çok dikkat ettim: Konuşurken sesim titremiyordu. Hatta ben bile titremiyordum. Çok rahattım. Zaten anket bittikten sonra biraz sohbet ettik. Öyle havadan sudan falan konuştuk. Sonra, başka anketler yapmak için kalktı. Gülümsedi. Teşekkür edip iyi günler diledi. Aynı şekilde karşılık verdim. Öylece gidişini seyrettim. "Birazdan arkasına bakacak. Filmlerde öyle olur" dedim. Yemin ederim on saniye geçmeden arkasını dönüp baktı. Göz göze gelince başını önüne çevirdi. Ayağımı yere vurarak gülümsedim. Bir an için peşinden gitmeyi düşündüm ama "Öyle şeyler filmlerde olur" diyerek vazgeçtim.

25 Mayıs 2009 Pazartesi

Rachel Getting Married ve Margot at the Wedding


Bence ucundan kıyısından düğünle ilgili filmler olduğu için bu kadar güzel oyuncuları bir araya toplamışlar. Resmen güzeller geçidi be! Arada Debra Winger'ı da gördüm, mutlu oldum.

12 Mayıs 2009 Salı

donniedarkofilm.com


Siteye girdiğinizde fonda Manipulated Living'in giriş kısmının dönüp durduğunu duyuyoruz. Ekranın sağ tarafındaki titreyen karede Donnie'nin banyodayken Frank ile karşılaştığı sahneden ufak bir kısım dönüp duruyor. Karede kırmızı bir de kare var. İmleci üzerine getirdiğinizde "i can do anything i want" yazıyor. Tıklayınca Frank da elini aradaki o şeye "şlap" diye koyuyor -ödümü kopardı az önce- ve emin değilim ama "and so i can" diye bir yazı geçiyor hızlıca. Sonra karşımıza gün, saat, dakika, saniye bazından bir yazı çıkıyor. Altındaki "proceed" yazısına tıklıyoruz. Birinci bölümün şifresini istiyor. Fakat bilmediğimiz için geçiyoruz (ilk bölümün şifresi breathe diye hatırlıyorum.) Şifreyi bilmediğimiz için kutucuğu kapattığımızda ekranın sağ tarafında belli belirsiz bir Donnie Darko karşımıza çıkıyor. Sonra da onun göğsünden çizgiler zigzaglar çizerek ekranın soluna doğru ilerliyorlar. Şekil, Frank'in deforme olmuş halini hatırlatıyor.

Neyse, hemen ardından sağ tarafta iki satır beliriyor. O satırları Frank'in sesinden duyuyoruz ve yazı kayboluyor. Yazının kaybolmasından sonra Virginia bilmemnesine ait dalgalı bir kağıt ilişiyor sağ tarafa. Tıklayınca, yazının Donnie Darko hakkında resmi bir kayıt olduğunu görüyoruz. Fakat tam olarak nelerden bahsedildiğini bilmiyorum, ingilizcem yetmediği için. Yazı, 12 Ocak 1986'ya ait. Donnie'nin uyurgezerlik problemiyle ilgili kendisinin yazdığı bir yazı galiba. Geçiyoruz.

Sağ altta filmin finaline doğru, Donnie'nin gokyüzünde açılan kurt deliklerinden birisini seyrettiği sahneden bir kare görüyoruz (bu aralar cümle kurmakta zorlandığımı hissediyorum.) Ekranda da çeşitli yazılar ve noktalar var. Özellikle üç tanesi kırmızı ile daha belirgin hale getirilmiş.

Level 1'i tıklıyoruz. Ekranın sağ altından sol üstüne uzanan çizginin başında duran kırmızı noktanın üzerine geliyoruz. "She died alone" yazıyor. Tıklayınca sanırım Middlesex gazetesine ait olan bir sayfa çıkıyor. Sayfada da Roberta Sparrow'a ait olan bazı bilgilere ulaşıyoruz. Onun hemen altında Sarah Walters'a ait olan ufak tefek bir iki bilgiye ulaşıyoruz. Onun olayı nedir, çözemedim.

İkinci noktaya geliyoruz. "Let no one know i gave you this" yazıyor. Tıklayınca Donnie'lerin fizik öğretmeni Kenneth Monnitoff'a (filmde Noah Wyle tarafından canlandırılıyordu) ait olan bazı bilgilere ulaşıyoruz. Adamın 41 yaşındayken trafik kazasında öldüğünü öğreniyoruz. Oldukça eğitimli birisiymiş. Filmde Drew Barrmore tarafından canlandırılan Karen Pomeroy ile evliymiş ve iki çocukları varmış.

Üçüncü noktaya geliyoruz. "A guide in a time of great danger" yazıyor. Tıklayınca bir şifreyle karşılaşıyoruz. "Onunkisi bir kuş adıydı" gibisinden bir şey diyor. Sparrow yazarak geçiyoruz. Ekranın bir kısmı yarılarak açılıyor. Karen'in Roberta Sparrow'a The Philosophy of Time Travel kitabıyla ilgili yazmış olduğu bir mektup var.

Mektuplı bölümü de geçince ekranın sağında "Do you believe in time travel?" yazısı beliriyor. Tıklayınca ekranın fonu falan değişiyor. Sağda belli belirsiz bir Frank var. Üç küçük parçaya ayrılan ekranda "remember one word" yazıyor. Üç küçük ekranı kapatınca "smurf" yazan başka bir ekran açılıyor. Onu da kapatınca yine arka fon değişiyor. Filmden ufak bir sahne izliyoruz. Donnie'nin ilk defa Sparrow ile yakınlaştığı sahneyi görüyoruz. Alttan ikinci ekrana tıklayınca, küçük ekranlar kapanıyor. Sol üste doğru kırmızı bir nokta beliriyor. Tıklayınca ekranın sağında belli belirsiz Sparrow'un kitabını görüyoruz. İkinci noktaya tıklayınca şifre soruyorlar. Smurf yazıp geçiyoruz. Sonra, bize poposunu dönmüş dört tane Şirin çıkıyor karşımıza. Onlardan birisine tıklayınca da Donnie'nin Sparrow'a yazmış olduğu mektup çıkıyor karşımıza. Kırmızı ile dikkat çeken bir kelime var: breathe. Tıklayınca Sparrow'un ağzından yazılmış bir şeyler okuyoruz. Level 2'ye ya da 3'e gidin veya kafanıza göre takılın gibilerinden bir şeyler yazıyor.

O yazıyı tıklayınca ana menüye geri dönüyoruz ve Level 2'ye tıklıyoruz. Bizden Level 1'in şifresini istiyorlar. Hemen breathe yazıyoruz. Ekranda kırmızı bir artı işareti çıkıyor. Tıklayınca Frank tarafından uyandırılarak çağırılan Donnie'nin geceyi geçirdiği golf sahasına ışınlanıyoruz. Yine kırmızı bir nokta var. Üzerine gelince "don't be a prisoner of fear" yazıyor. Tıklayınca Jim Cunningham'ın (Patrick Swayze tarafından canlandırılmıştı) ölü bulunduğuyla ilgili bir haber sayfası açılıyor.

İkinci noktada "Wake up, Donnie!" yazıyor. Tıklayınca ekranın solunda biraz hareketlenme oluyor, çubuklar falan iniyor aşağıya doğru. Tam bu noktada ters bir şey var diye düşünüyordum ki golf sahasında Donnie'yi uyandıran abileri tıklayınca bölüm değişiyor. Beden Eğitimi öğretmeninin uygulattığı, Jim'e ait olan yaşam egzersizi kartları çıkıyor karşımıza. Bakıyoruz: Juanita'nın önemli bir sınavı varmış falan. Korku kısmını işaretliyorduk galiba. Evet, doğruymuş. İkincisinin cevabını hep merak etmişimdir. Hani, Ling Ling dallaması içi para dolu bir cüzdan buluyordu fakat Donnie rahat durmuyordu. Onun cevabı da "korku"ymuş.

Donnie ile Kitty karşı karşıya geliyor. Hemen ekrandaki Frank'e tıklıyoruz. Donnie'nin üstü Frank'in kodlamalardan oluşan bir perspektifiyle kaplanıyor. Ekrana bir daha tıklıyoruz. Bir sürü ufak ekranda Frank beliriyor ve ekranlardaki harflerden şöyle bir cümle ortaya çıkıyor: "Wake up, Donnie!"

Tıklayıp geçiyoruz. Bu sefer golf sahasında Donnie'ye tıklıyoruz. Bu sefer onu daha yakından ama geniş plandan görüyoruz. Gözlerinden bir şeyler çıkıp ekranın sağına doğru uzuyor. Noktanın sonunda ok işareti var. Ok işaretini tıklayınca şifre çıkıyordu karşımıza. "Cüzdanını kaybeden kimdi?" diyordu. Tam bu sırada babaannem içeri girip bir şeyler söylediği için dikkatim dağıldı ve ekrana döndüğümde o şifreli kısım yoktu. Neyse, bilemeseniz bile kendi kendisine geçiyormuş galiba.

Donnie'nin cizdanı bulduğu sahneye gidiyoruz. Donnie burada ekranın sağında ama filmdeyken solundaydı. Ayrıca o sahnede balık gözü objektifi kullanılmıştı. Burada görünti sağdan soldan, alttan üstten kaplandığı için o farkı göremiyoruz tabii ki.

Jim'in cizdanı yerde parlayıp sönüyor. Tıklayınca kimlik bilgilerini görüyoruz. Üstü siyah bantla kaplanan ufak bir yer var. Burası ileride şifre olarak sorulacak bize.

Okulda gösteri yapılırken Donnie'nin Jim'in evini yaktığı sahneden ufak bir bölüm seyrediyoruz. Hemen ardından ana menüye geri dönüyoruz ve Level 3'e geçiyoruz.

Level 3'te Jim'in oturduğu sokağın ismi soruluyor. Rose yazıp geçiyoruz. Bölümün ismi They Made Me Do It. 2 Ekim 1988'deyiz. Saat: 23.47. Mekan ile ilgili belirtilen bir takım ufak bilgiler var. O kısmın üzerine tıklayınca ufak bir ekran açılıyor. Uçak motorunun eve düştüğü sahneden küçük bir kısım izliyoruz. Bir kere daha tıkladığınızda telefon işareti yanıp sönmeye başlıyor. Bir kere daha tıkladığınızda, yanılmıyorsam 2 Ekim 1988 tarihinde, düşen bir uçak motoruyla ilgili yapılan telefon konuşmasını dinliyoruz. Konuşmanın bir bölümünde arayan kişiden ses seda gelmeyince aranan görevli de telefonu kapatıyor ve konuşma bitiyor. Ekranın sağ tarafında "Time is up, Donnie" yazısı beliriyor ve bölümler burada sona eriyor.

Ondan önce, son bölümde tıkladığımız bir şeyler sırasında yine Middlesex gazetesine ait olan bir haber sayfası açılıyor. Haberin başlığı "Missing Plane Loses Engine". Haberin içeriğini tam olarak anlayamadım elbette, ama Donnie'nin odasına düşen şu uçak motorundan bahsediyor. Hatta gürültüyü duyan komşuların ifadelerine de yer vermişler. "Eddie ve Rose'un oğullarının ismini haykırdıklarını duydum" falan diyor birisi. Tam da bu yüzden Donnie Darko'ya olan merakım, ilgim daha da artıyor. Olay ne kadar gerçekçi falan diye soruyorum kendime. Hatta Donnie'nin Richard Kelly ile çocukluk arkadaşı olduğunu bile düşünüyorum. Donnie 1972, Richard 1975 doğumlu. Neden olmasınlar ki?

Bir yıldan fazla süredir blog yazıyorum. Bugüne kadar yapmış olduğum en faydalı şey buymuş gibime geldi. Donnie Darko'yla ilgilenen birileri siteye girip burasının rehberliğinde bir şeyler yaparsa ne mutlu bana. Tabii bunun bana dönüşü olmasa böyle bir şey yapmazdım herhalde. Şaka bir yana, ulan ya biriniz bu sitede kafama takılan ne varsa çevirsin ya da ben kafama takılan tüm yerlerin çıktısını alıp bizim ingilizce hocasının yanına gideceğim.

05 Mayıs 2009 Salı

donniedarkofilm

Donnie Darko'nun ödüllü web sitesine girip takıldınız mı hiç, bilmiyorum ama az önce aklıma geldi ve tekrar açıp kurcaladım.

Site üç bölümden oluşuyor ve ilerledikçe filmdeki bazı karakter ve olaylarla ilgili bilgilere ulaşıyorsunuz. Çat pat ingilizcemle az buçuk bir şeyler anlıyorum ama, yalayıp yutacak kadar değil. Yine de yıllar önce, ikinci ya da üçüncü girişimde sonuna kadar gelmiştim. Az önce de geldim. Şimdi çok uykum var. Yarın ya da öbür gün bölüm bölüm tarif edip, şifreleri falan yazacağım buraya. Belki biriniz merak edip de girer, kurcalar. Ayrıca anlamadığım yerleri bana tercüme ederse pek güzel olur.

donniedarkofilm.com

Father and Daughter


Baba, Kız'a sarılır ve sandala atlayarak uzaklaşır. Denizin ortasındaki ufak bir nokta olana kadar, Kız, onu seyreder.

Kız belli aralıklarla hep Baba'sını yolcu ettiği o yere gider ve gelmesini bekler ama gelen olmaz. Kız üç gider, beş gider, on gider. Böyle böyle derken aradan yıllar geçer. Eşşek kadar olan Kız, her zaman yaptığı gibi Baba'sıyla ayrıldığı o yere gidip beklemeye başlar ama gelen olmaz.

Arkadaşlarıyla bisiklet gezisine çıktığı zaman bakar, öylesine geziyorken gider bakar ama yine ve yine gelen olmaz.

Kız, artık kendisine "Nene" diye hitab edilecek kadar yaşlanır. Baba'sıyla ayrıldığı o yere gider. Zar zor kıyıya iner ve bir zamanlar deniz olan ama artık yerinde otların bittiği alanda yürümeye başlar. Yürür de yürür. Yürür de yürür. Sonunda yan yatmış ve içi kum dolu bir sandal ile karşılaşır. Duraksar. Bakar. Yaklaşır ve yavaşça içine girip uzanır. Sonra ileride bir şey fark ederek yerinden fırlar. İleride trençkotlu bir adam vardır. O adam Kız'ın Baba'sıdır. Nene sandaldan çıkarak yürümeye başlar. Yürüdükçe gençleşir. Gençleştikçe koşar ve koştukça daha da gençleşir. Baba'sıyla ayrıldığı zamandan üç beş yaş daha yaşlıdır artık. Etse etse ya on, ya da on bir. Ve Baba'sıyla birbirlerine sarılırlar.

Bu da ağlattı. Fenayım ben bu akşam.

La Maison en Petits Cubes


Denizin ortasındaki evinde yaşayan Yaşlı Adam, sular yükseldikçe evine bir kat daha atar. Bir gün çok sevdiği piposunu suya düşürür ve onu almak için dalgıç kıyafetlerini giyerek alt kata iner. İndiği her katta ailesiyle ilgili olan anılarını tekrar yaşar.

Ağlattı beni.

01 Mayıs 2009 Cuma

Teoman - İnsanlık Halleri

Müzikle pek aram yoktur. Yani dinlerim falan ama kim ne yapar eder diye pek takip etmişliğim yoktur. Ufak bir kısmıyla ilgilenirim müziğin.

Bir numaram Teoman'dır. Sözlerin ön planda olduğu şarkılarını daha çok severim. Orta ikiye giderken Paramparça'yı dinledim ve o zaman birkaç kere daha dinlemeye karar verdim. Gittim, albümünü aldım. Sonra ilk albümünden itibaren tüm albümlerini kaset formatında aradım, buldum, satın aldım.

Sinemada Donnie Darko neyse, edebiyatta Gelecekteki Hatıralar Denklemi neyse, müzikte de Teoman odur benim için.

İki kere dinledim İnsanlık Halleri'ni. Elveda, Uçurtmalar, Mavi Kuş ile Küçük Kız, Gündüz Düşleri şimdilik hoşuma gidenler arasında. Fakat ilk defa tekrar tekrar dinleme isteği uyandırmadı Teoman. İnsalık hali, olur böyle şeyler.

  © Blogger template 'Salji Fuji' by Ourblogtemplates.com 2009 Giriş

En Üste Çık