Oralar Buralar
Yatağımı ve küçük sarı yastığımı özlemişim ama evi değil. Dışarı çıkınca askerliğin ruhumu daralttığını fark ettim. Kısıtlanmışlıktan gelen ciddi bir sıkışmışlık var orada. Bu sebeple dışarıda olan birileriyle, bir şeylerle irtibat kurmak istiyorum. Konuşmak istediğimle konuşamayıp ulaşmak istediğime ulaşamayınca ciddi bir huzursuzluk yaşıyorum onun için. "İnşallah ölürüm de konuşamadıklarım, ulaşamadıklarım, geri dönmeyenler, mesajıma yanıt vermeyenler vicdan azabından kahrolur, geceleri uyuyamazlar" diye beddualar ediyorum. Çocukça belki ama sonuna kadar arkasındayım bu ahımın. Çünkü sizlerle iletişim kurmak bana iyi geliyor!
Oradayken kendimi yazmaya daha iyi verebildiğimi fark ettim. Yapacak başka bir şey yok çünkü. Buradaysa dikkatimi dağıtacak bir sürü şey var. Kavga eden aile fertleri, sokakta bağırışan çocuklar, porno siteler, yapmaktan vazgeçemediğim yapılmaması gerekenler...
Birazcık yırttım galiba kendimi oralarda. Sesimi yükselterek konuştuğum zamanlar oluyor. Bir şeyleri çekinmeden söyleyebiliyorum. Kaç kere kavga edecek duruma geldim. Değişiklik olsun diye içki bile içtim bir ara. Ve hiç yazmadığım kadar yazdım. Bu açıdan köreleceğimi düşünüyordum ama tam tersi oldu. Köreltmeye çalışıyorlar gerçi. Yazmayı bana yasakladılar mesela. Ama bu engel olamaz. Hudutta görev yapan askerler olarak bir şeyleri gizli saklı devam ettirmeyi, ufak çaplı yalanlar söylemeyi, ikiyüzlü davranmayı öğrendik mecburiyetten.
"Hala yazıyor musun asker?" "En son ne zaman yazdığımı hatırlamıyorum bile komutanım."
Onca sayfayı oradan nasıl çıkaracağımı bilmiyorum.

0 kişi fikir beyan etti:
Yorum Gönder